Zaman ve Aile

AŞK IŞILTISI

“25 yıllık evlilikten sonra aşk ışıltısı canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum. Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım. Aslında bu, eşimin fikriydi. Bir gün eşim beni şaşırtarak: – Biliyorum ki, onu seviyorsun, dedi.

– Ama, ben seni seviyorum

– Biliyorum ama, aynı zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman gerekiyor.

Karımın ziyaret etmemi istediği öbür kadın, 19 yıldır dul olan annemdi. İşimin yoğunluğu, üç çocuğum ve karımın beklentilerinden dolayı annemi görme fırsatım pek olmuyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından da sinemaya davet ettim. Endişelendi ve hemen: “İyi misin, her şey yolunda mı?” diye sordu. Annem geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen kadınlardandı.

– Seninle beraber, ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm, diye yanıtladım.

– Sadece ikimiz mi?… Biraz düşündü ve “çok isterim” diye cevap verdi.

O Cuma iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki, o da randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıl dönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde arkadaşlarıma:“oğlumla dışarı çıkacağımızı söyleyince gerçekten çok etkilendiler.” Dedi. “Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar.”

Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekandı. Annem, bir kraliçe edasıyla koluma girdi. Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti. Çünkü küçük yazıları göremiyordu. Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim.

– Eskiden sen küçükken menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin, dedi.

Bende gülümsedim:

– O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim, dedim. Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi. Sıra dışı hiç bişi olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık. O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki!… Film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken: “Seninle tekrar çıkmak isterim ama, ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen” dedi. Ve bir akşam, tekrar buluşmak için karar verdik. Eve geldiğimde eşim, yemeğin nasıl geçtiğini sordu. “Çok güzeldi.” Dedim. “Düşünebildiğimin çok üstündeydi.

Birkaç gün sonra annem, ani bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu, o kadar ani gerçekleşmişti ki, onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Bir müddet sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası geldi. Üzerinde bir not ekliydi:

– Oğlum, bu faturayı önceden ödedim. Çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden yüzde yüz emindim. Yinede iki kişilik bir yemek ayarladım. Çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin.. Seni seviyorum.. O esnada “seni seviyorum” demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zaman ayırmanın öneminin anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin. Çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz “başka bir zamanı” her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir